Showing posts with label anne hathaway. Show all posts
Showing posts with label anne hathaway. Show all posts

In Anja Rubik anne hathaway Beyonce Blake Cara Deleveigne Gisele Bünchen Hilary Rhoda jennifer lawrence Kim Kardasian Madonna Marion Cotillard Met Gala Sarah Jessica Parker Sienna Miller

MET GALA 2013

 METROPOLİTAN MÜZESİ KOSTÜM ENSTİTÜSÜ 2013 GALASI

Oskar, Altın Küre, Cannes Film Festivalinden sonra en çok konuşulan gecelerden olan MET Gala 6 Mayıs 2013 tarihinde gerçekleşti. MET Gala'nın bu yılki konsepti PUNK: Chaos to Couture olarak belirlenmişti yani kırmızı halı punk akımıyla gelen zımbalar, çiviler, zincirler, filelerle süslenecekti. Biz de merak içerisinde hangi ünlünün ne giyeceğini görmek için sabırla bekledik. Aralarında bizi büyüleyen olduğu kadar bizi hayal kırıklığına uğratanlar da oldu ne yazık ki. Bu gecenin ruhunu en iyi yansıtan tasarımların Burberry ve Givenchy'e ait olduğu da kesin bir gerçek. 


En çok beğendiklerimizden biri olan genç İngiliz model Cara Deleveigne ile başlarsak eğer; Burberry'nin yüzü olan Cara baştan aşağı Burberrydi. Davete derin dekolteli gövdesi çivili siyah elbisesiyle katıldı. Siyah buğulu göz makyajı, çivili kolye ve küpeleriyle ve zımbalı beyaz clutchıyla gerçekten muhteşemdi. Kıyafetine ne denir bilemeyiz ama makyaj açısından gecenin birincisi Cara'ydı.


Madonna, gecenin ruhunu ve temasını en iyi yansıtan isimlerden biri oldu. Givenchy zımbalı ve fileli ekose ceketi, diz üstü çoraplarını zımbalı deri eldivenler ve kemerle tamamlamış. Ayrıca sirf kıyafet ve aksesuarla sınırlı kalmayan Madonna, siyah küt ve kaküllü bir perukla geceye katıldı.


Zarifliğiyle büyüleyen modellerden Sienna Miller bu gece icin bir Punk güzeline bürünmüştü. Dekolteli sade beyaz Burberry elbisesini tamamı çivi ve zımba detaylarıyla kaplı yine Burberry tasarımı ceketiyle tamamlamış. Ayrıca zımbalı bir saç aksesuarı kullanmayı da ihmal etmemiş. Geceye damgasını vuran karelerden biri de Sienna ile Cara'nın öpüşürken verdikleri poz oldu. Bu fotoğrafı Cara kendi İnstagram hesabından paylaştı.


Gecenin en iddialı isimlerinden biri değişik kostümlerle görmeye alışık olduğumuz Sarah Jessica Parker oldu. Özel dikim Giles elbisesi ve diz üstüne kadar uzanan özel tasarım Christian Louboutin çizmeleriyle inanilmazdı. Tüylü devasa Philip Treacy saç aksesuarı Punk ruhunu yaşatıyordu.


Muhteşem güzellerden Gisele Bünchen bu gece için Antony Vaccarello'nun metal halka detaylı siyah mini elbisesini seçmişti. Elbisesini yine Vaccarello tasarımı çok şık siyah bir ayakkabıyla tamamlamış. 


Anne Hathaway, bilekleri tüylü yarı transparan Valentino elbisesi ve kısa sarı saçlarıyla gerçekten çok hoş görünüyordu. Oscar töreninde kendi deyimiyle bir aksilik sonucu Valentino'sunu giyemeyen Anne'in bu sefer elbisesinden çok ilgiyi çeken şeyi saçlarıydı.


Bu kadar güzelden sonra bir de bizi şok edenlere bakacak olursak en başta Kim Kardashian gelir sanırım. Aldığı kiloları, büyüyen karın ve kalçasını saklamayıp hatta vurgulayan çiçek motifli Givenchy elbisesi gerçekten çok kötü bir tercihti. 


Dior'un yüzleri olan Marion Cotillard ve Jennifer Lawrence tabi ki geceye Dior tasarımlarla katılmışlardı. Her ne kadar Dior'u çok beğensek ve saygı da duysak ne yazık ki Punk temasını yeterince yansıtacak kostümler göremedik ne Marion Cotillard'da ne de Jennifer Lawrence'da. Seçtikleri zımba detaylı ayakkabılar bile yeterince olmamıştı.


Beyonce de bu gece hayal kırıklığına uğratan isimlerden biri oldu. Punk temasını yansıtmak yerine alev desenli Givenchy elbise ve onun takımı çizmeleriyle kırmızı halıdaydı ve kezinlikle başarısız bir seçim yapmıştı.



Katie Holmes da Punk temasını reddedenlerdendi. Beyaz elbisesi içinde tam anlamıyla kuğu gibiydi. Uzun kuyruklu elbisesiyle Metropolitan binasının merdivenlerinde ikonik pozlardan birini verdi.


Dönemin gözde mankenlerinden Rosie Huntington-Whiteley, Anja Rubik ve Hilary Rhoda da mükemmel vücutlarıyla arz-ı endam ettiler. Rosie, alışılmışın dışında Gucci elbisesiyle, ( normalde çoğu İngiliz gibi Burberry tercih ederdi.) Anja da Giesel ile benzer bir kıyafet giymişti. Zaten elbiselerinin markaları da aynıydı. Hilary ise punkın biraz dışına çıkmıştı. Hilary'nin tercihi ise Wes Gordan oldu.


Gwyneth Paltrow ise Punk temasına sadece kıyafetiyle değil demeçleriyle de karşı çıkanlardan, "Hepimiz punk stilini uygulayacak kadar genç değiliz." diyen Gwyneth'in tercihi ise bu pembe Valentino oldu.


Gecenin bize göre yıldızlarından biri de tarzıyla ve giyimiyle her zaman ön planda olan ve takdir edilen Blake Lively'di. Punk temasına uymasa da Gucci elbisesiyle tam anlamıyla müthişti. Topladığı saçlarını  ise Lorraine Schwartz küpeleriyle tamamlamıştı.



Read More

Share Tweet Pin It +1

0 Comments

In amanda seyfried anne hathaway eddie redmayne golden globe helena bonham carter hugh jackman les misérables oscars russel crowe

LES MISERABLES

YILIN EN ÇARPICI MÜZİKALİ... SEFİLLER

Sefiller dendiğinde aklımıza ilk gelen lise yıllarında zorla okutulmuş acıklı olayların bir türlü son bulmadığı trajik bir roman geliyor ancak bugün "Sefiller" dendiğinde aklımıza direkt Oscar ve Altın Küre ödüllerini kucaklamış, muhteşem bir kadronun (Hugh Jackman, Russell Crowe, Anne Hathaway, Amanda Seyfried, Eddie Redmayne, Helena Bonhem Carter...) ve şaşırak keşfettiğimiz birçok ünlünün muhteşem sesleri geliyor. Sefiller, aynı kişilerin başına imkansıza yakın trajik olayları konu eden ancak sürekleyici, duygusal ve gerçekten aldığı tüm ödülleri hak eden unutulmaz bir müzikale dönüşmüş. Bazilarının fazla ağır bulduğu filmde biz başka şeyler gördük aslında cünkü kitapla film hicbir zaman aynı olamaz diyenleri tamamen yanıltan bir film olmuş Les Misérables Victor Hugo ne vermek istemişse kitabıyla film bize o mesajı fazlasıyla veriyor. Gelelim oyuncu performanslarına ve nasıl çalıştıklarına...



OYUNCULARA GELECEK OLURSAK

Hugh Jackman, bu yıl ödül törenlerinin hepsine aday olarak katılsa da maalesef heykelcikleri kaldıramadı. (Golden Globes'da müzikal kategorisi haricinde) Ancak buna rağmen filmin açılış sahnesinden sonuna kadar gerçekten insanın içine işleyen bir performans sergiliyor. Bizce ondan daha iyi bir Jean Valjean olamazdı. Bu arada şunu da söyleyelim ki bütün oyuncular şarkıları canlı söylüyor yani çekimler yapılırken.



Anne Hathaway ise Hugh Jackman kadar şanssiz değil ve neredeyse 15 dakikalık performans ve "I Dreamed a Dream" şarkısyla Oscar da dahil olmak üzere yardımcı kadın kategorisindeki bütün ödülleri topladı. Her ne kadar filmi izledikten sonra gerçekten Anne Hathaway nerede diye düşünmek zorunda kalsanız da bu role hazırlanmak için fazlasıyla emek verdi kendisi. Upuzun saçlarından vazgeçmesi de cabası.



Gelelim bizim icin en önemli isme tabi ki de Eddie Redmayne kendisini ilk olarak Burberry reklamlarında tanımış olsak da film sektörüne aslında ne kadar iyi adapte olduğunu bu filmle herkese göstermiş oldu. Eddie Fransa'daki kırmızı cumhuriyet için arkadaşlarıyla mücadele veren ve barikatların arkasında direnen bir genci oynamakta ve tabi ki Cosette'in de biricik aşkı. Filmde Eddie hem sesiyle hemde arkadaşlarıyla verdiği mücadele sahnelerinde oldukça başarılı. Hatta filmin en etkileyici sahnelerinden biri hep birlikte barikatları kurdukları ve "Do You Hear the People Sing?" şarkısını söyledikleri sahne.



Cosette karakterine gelecek olursak bu rolde de Amanda Seyfried'ın fazlasıyla iyi performansını görüyoruz. Filmin ikinci bölümde  Cosette'in büyümüş hali olarak karşımıza çıkan Amanda gerçekten güzelliğiyle ve sesiyle büyülüyor. En azından şunu söyleyebiliriz ki filmde kendisinin Anne Hathaway'dan daha fazla sahnesi var. Cosette demişken filmdeki küçük oyunculardan da bahsedelim dedik hem Cosette'in küçüklüğünü hem de Gavroche'u oynayan iki minik de inanılmaz tatlı.




Ve son olarak sıra geldi Javert'e. Russell Crowe tüm sertliği ve karizmasıyla gerçekten izleyenleri bile korkutan bir komisere dönüşüyor. Neredeyse bütün ömrünü Jean Valjean'ın peşinde geçiren Javert'in sonu da pek iç açıcı değil. Vicdan azabına dayanamayan Javert bir köprünün üzerinden atlayarak intihar ediyor. Bunlara ek olarak şunu da ekleyelim ki Russel Crowe'un bu kadar etkileyici bir sesi olduğunu bilmiyorduk.


Filmdeki ana karakterlerin dışında, Helena Bonham Carter ve Sacha Baron Cohen bay ve bayan Thénardier (Cosette'in küçükken yanlarında yaşadığı hırsız hancılar) rolleriyle filmin en eğlenceli sahnelerini ortaya çıkarıyorlar.

LES MİSERABLES'IN PREMİERE GÖRÜNTÜLERİ



FİLMİN KAMERA ARKASI GÖRÜNTÜLERİ


Read More

Share Tweet Pin It +1

0 Comments