Showing posts with label amanda seyfried. Show all posts
Showing posts with label amanda seyfried. Show all posts

In amanda seyfried anne hathaway eddie redmayne golden globe helena bonham carter hugh jackman les misérables oscars russel crowe

LES MISERABLES

YILIN EN ÇARPICI MÜZİKALİ... SEFİLLER

Sefiller dendiğinde aklımıza ilk gelen lise yıllarında zorla okutulmuş acıklı olayların bir türlü son bulmadığı trajik bir roman geliyor ancak bugün "Sefiller" dendiğinde aklımıza direkt Oscar ve Altın Küre ödüllerini kucaklamış, muhteşem bir kadronun (Hugh Jackman, Russell Crowe, Anne Hathaway, Amanda Seyfried, Eddie Redmayne, Helena Bonhem Carter...) ve şaşırak keşfettiğimiz birçok ünlünün muhteşem sesleri geliyor. Sefiller, aynı kişilerin başına imkansıza yakın trajik olayları konu eden ancak sürekleyici, duygusal ve gerçekten aldığı tüm ödülleri hak eden unutulmaz bir müzikale dönüşmüş. Bazilarının fazla ağır bulduğu filmde biz başka şeyler gördük aslında cünkü kitapla film hicbir zaman aynı olamaz diyenleri tamamen yanıltan bir film olmuş Les Misérables Victor Hugo ne vermek istemişse kitabıyla film bize o mesajı fazlasıyla veriyor. Gelelim oyuncu performanslarına ve nasıl çalıştıklarına...



OYUNCULARA GELECEK OLURSAK

Hugh Jackman, bu yıl ödül törenlerinin hepsine aday olarak katılsa da maalesef heykelcikleri kaldıramadı. (Golden Globes'da müzikal kategorisi haricinde) Ancak buna rağmen filmin açılış sahnesinden sonuna kadar gerçekten insanın içine işleyen bir performans sergiliyor. Bizce ondan daha iyi bir Jean Valjean olamazdı. Bu arada şunu da söyleyelim ki bütün oyuncular şarkıları canlı söylüyor yani çekimler yapılırken.



Anne Hathaway ise Hugh Jackman kadar şanssiz değil ve neredeyse 15 dakikalık performans ve "I Dreamed a Dream" şarkısyla Oscar da dahil olmak üzere yardımcı kadın kategorisindeki bütün ödülleri topladı. Her ne kadar filmi izledikten sonra gerçekten Anne Hathaway nerede diye düşünmek zorunda kalsanız da bu role hazırlanmak için fazlasıyla emek verdi kendisi. Upuzun saçlarından vazgeçmesi de cabası.



Gelelim bizim icin en önemli isme tabi ki de Eddie Redmayne kendisini ilk olarak Burberry reklamlarında tanımış olsak da film sektörüne aslında ne kadar iyi adapte olduğunu bu filmle herkese göstermiş oldu. Eddie Fransa'daki kırmızı cumhuriyet için arkadaşlarıyla mücadele veren ve barikatların arkasında direnen bir genci oynamakta ve tabi ki Cosette'in de biricik aşkı. Filmde Eddie hem sesiyle hemde arkadaşlarıyla verdiği mücadele sahnelerinde oldukça başarılı. Hatta filmin en etkileyici sahnelerinden biri hep birlikte barikatları kurdukları ve "Do You Hear the People Sing?" şarkısını söyledikleri sahne.



Cosette karakterine gelecek olursak bu rolde de Amanda Seyfried'ın fazlasıyla iyi performansını görüyoruz. Filmin ikinci bölümde  Cosette'in büyümüş hali olarak karşımıza çıkan Amanda gerçekten güzelliğiyle ve sesiyle büyülüyor. En azından şunu söyleyebiliriz ki filmde kendisinin Anne Hathaway'dan daha fazla sahnesi var. Cosette demişken filmdeki küçük oyunculardan da bahsedelim dedik hem Cosette'in küçüklüğünü hem de Gavroche'u oynayan iki minik de inanılmaz tatlı.




Ve son olarak sıra geldi Javert'e. Russell Crowe tüm sertliği ve karizmasıyla gerçekten izleyenleri bile korkutan bir komisere dönüşüyor. Neredeyse bütün ömrünü Jean Valjean'ın peşinde geçiren Javert'in sonu da pek iç açıcı değil. Vicdan azabına dayanamayan Javert bir köprünün üzerinden atlayarak intihar ediyor. Bunlara ek olarak şunu da ekleyelim ki Russel Crowe'un bu kadar etkileyici bir sesi olduğunu bilmiyorduk.


Filmdeki ana karakterlerin dışında, Helena Bonham Carter ve Sacha Baron Cohen bay ve bayan Thénardier (Cosette'in küçükken yanlarında yaşadığı hırsız hancılar) rolleriyle filmin en eğlenceli sahnelerini ortaya çıkarıyorlar.

LES MİSERABLES'IN PREMİERE GÖRÜNTÜLERİ



FİLMİN KAMERA ARKASI GÖRÜNTÜLERİ


Read More

Share Tweet Pin It +1

0 Comments

In amanda seyfried balmain celine chanel designer Dior fashion hermes jessica chastain.front row Kate Moss lanvin Louis Vouitton paris paris fashion week stella mccartney valentino

PARİS'TE NELER OLUYOR ?


   MERAKLA BEKLENEN PARİS MODA HAFTASI GELDİ ÇATTI !!



  Bu yıl Şubat 26 ve Mart 6 arasında gerçekleştirilen yılın en prestijli moda haftası olan Paris Moda Haftasında en ünlü markalar gelecek yıl bizi nelerin beklediğini gösterdiler. Bizde bütün moda haftasını yansıtamasak da bizim favorilerimiz olan defileleri aynı zamanda bu defilelerin ön sırasında oturanları ve o hafta boyunca Paris sokaklarında olanları sizinle paylaşalım istedik. Bizim favorilerimiz demişken bunların hangi defileler olduğunu söyleyelim: Hermes, Stella McCartney, Lanvin, Céline, Balmain, Valentino, Louis Vuitton ve tabi ki Chanel ve Dior ( Dior ve Raf Simmons bu yıl gene muhteşemler)

  Önce Dior'dan başlayalım. Defilenin içeriğine girmeden önce Dior'un tasarımcısı Raf Simons hakkında bir şeyler söylemek istedik. Galliano Dior'dan ayrıldıktan sonra Dior'un geleceği gerçekten bir merak konusuydu ama başa gelen isim Dior'u Galliano'nun çılgınlıklarından fazlasıyla uzağa ve o eski Dior şıklığının merkezine taşıdı. Bununla birlikte Dior'u gerçekten giyilebilir bir marka haline geri getirdi. Defileye geri dönecek olursak   Bu yıl ki defileyle geçen yıl ki arasında bazı benzerlikler vardı. Burada defileden sadece 6 parça gösterebilsek de geçen seneyle bu yılın farkı bizce şuydu. Geçen sene fazlasıyla iki parça ve takım (ceket-pantalon) çalışan Dior bu yıl tamamen diz altı elbiselere dönmüş ve siyah beyaz ağırlığı bu yıl göze çarpan önemli detaylar.
 Defileyi takip eden isimlere gelirsek sayısız blogger sayabiliriz ama aralarında en ünlüsü tabi ki de Chiara Ferragni diğer isimlerde New York'un it-girl'ü olarak anılan Olivia Palermo ve tabi ki Dior denilince akla ilk gelen isim olan Marillon Cotillard.



  Chanel'e geçecek olursak Karl Lagerfeld'in yine döktürdüğünü söyleyebiliriz. Bu yıl Chanel'deki farklılıksa fazlasıyla genç olması ve en dikkat çeken özellikse mankenlerin kafalarındaki kürk şapkalar. Siyah ve beyazın gene ağırlıkta olduğu koleksyonda birkaç renkli detaya rastlamak mümkün bunlar da renkli tüvit paltolar ve lacivert ve mavi deriler. Bunlara ek olarak koleksyonun çoğunu mini elbise ve eteklerin oluşturduğunu da söyleyelim. Chanel'de baş köşedeyse bu yıl Paris'te neredeyse önemli her defilede görülen Jessica Chastain ve ona ek olarak model Natalia Vodianova vardı.



   Balmaindeyse her yıl bir Balmain klasiği olan ceketlerin yerini bu yıl tek omuz sivri üstler ve metalik renkler almış. Tamamen 80'lerden fırlamış gibi bir görüntüsü olan bu koleksyonda mini elbiseler, mini hafif balon etekler olduğu kadar hafif şalvarımsı pantalonlara rastlamak da mümkündü. Neredeyse her parça da kemerle süslenmişti. Defilenin en öne çıkan parçasıysa siyah deri pantalon ve kalsik Balmain ceketinin bu sefer düz deri versiyonunu gördüğümüz parçalardı.



  Céline bu yıl her yıl olduğu gibi geleneğini gene bozmamış ve yumuşak tonlar üzerinden bir koleksiyon sunmuş. Ama biz bu yıl Céline'in diz altında ki eteklerine bayıldık. Céline'in bu yıl ortaya çıkardığı yenilikse şu oldu: Paltolar bu yıl Céline'de belden bağlıydı. Tam olarak bir palto olmasa da kolları belden bağlanmış üstlere palto süsü verilmişti. Soft renklerin yanı sıra birkaç renkli detaya rastlamak da mümkündü defilede bu rebki detaylarsa daha çok paltolar üzerinde kullanılmıştı. Céline'de bu yıl öne çıkan diğer bir detay ise fazlasıyle ilgi odağı olan elde taşınan çantalardı.



  Lanvin'de bu yıl konsept tam anlamıyla börtü böcekti. Hemen hemen her elbiseye bir böcek motifi koyan Albert Elbaz herkesi şaşırttı. Burada seçtiğimiz parçalarda fazla rastlamasak da (sadece Cara'nın giydiği model de omuzda bir böcek bulunmakta) bu yıl Elbaz'ın tamamen doğadan ilham aldığını söylemek yanlış olmaz. Elbiselerin ağırlıkta olduğu koleksyonda belli bir rengin ağırlığı yoktu ancak birkaç deri parça fazlasıyla göze çarptı.



  Bu yıl Stella McCartney denince akla ilk gelecek şey kocaman mor palto olacak. Defilenin en göz çarpan parçası olan bu paltoyu tabi ki moda haftasının en göze çarpan modeli Karlie Kloss taşıdı. Koyu renklerin ağırlıkta olduğu koleksyonda kısa siyah elbiseler ve mor renk fazlasıyla ilgi çekti. Yaz koleksyonunda Marc Jacobs'ın Louis Vuitton'da başlattığı "kare" çılgınlığı Stella McCartney'nin paltolarını süsledi.



   Valentino denince akla gelen kırmızı bu yıl da Maria Grazia Chiuri ve Pierre Paolo Piccioli için vazgeçilmezler arasında ki resimlerdeki uzun kırmızı elbise de bunun en güzel örneği. Yumuşak kesimlerin ve bol bol rengin olduğu koleksyon için izleyenlerin yorumuysa hafif hüzünlü olmuş. Defile saçı denince akla sen son gelecek olan yandan düz bir örgüyse gerçekten kıyafetlere ayrı bir hava katmış. Geçen yıl Valentino'da kullanılan dantele ise bu yıl pek rastlamadığımızı söyleyebiliriz.



      Lüks denince akla ilk gelen marka olan Hermes, Jean Paul Gaultier'den sonra kendi çizgisinde ilerlemekte . Derinin gene ön planda olduğu koleksyondaysa koyu renkler hakim. Bizim için bu yılın favori paltolarıysa Hermes'ten. Genellikle iki parçalı görünümlerden oluşan koleksyonda siyah, gri ve haki ağırlıkta. Tasarımların neredeyse hepsi günlük kullanıma uygun ve inanılmaz şık bizce.



   Ve son olarak geldik Louis Vuitton'a Marc Jacobs gerçekten yapacağını yapmış ve her şeyden önce inanılmaz bir podyum hazırlamış. Otel odalarının kapılarından çıkılan podyumda Marc Jacobs kendi değimiyle eski Fransız filmlerinden ilham almış. Koleksyona gelecek olursak hemen hemen her parçaya belden eklenen ince nir kemet bulunmakta ipek ve yaka ceketler ya da derin göğüs dekolteli üstler defileyi domine etmekte. Kürk çantalar (Louis Vuitton'un Speddy modeline uygulanmış) ve uçuşan tüy kol ve paça detayları da fazlasyla göz alıcı. Ancak defilenin en göz alıcı sahnesi geçen yıl da olduğu gibi bu yıl kapanışın Kate Moss'tan gelmesi. Mavi üzerine siyah çiçek detaylı ama vücudunu tamamen gösteren elbiseyle Kate Moss tabi ki de gene herkesin ilgi odağı oldu.




EN ÖNDE KİMLER OTURDU ?

JESSİCA CHASTAİN HER YERDE !!


 PARİS SOKAKLARINDAN SEÇMELER ...




Read More

Share Tweet Pin It +1

0 Comments

In academy awards amanda seyfried Anne Hataway bradley cooper daniel day lewis Dior fashion hugh jackman jennifer lawrence les miserables lincoln oscars Prada red carpet silver linings playbook

AND THE OSCAR GOES TO .....


   EN ÇOK MERAK EDİLEN ÖDÜLLER SAHİPLERİNİ BULDU !



  Bu yıl 85.si düzenlenen Oscar Ödül Töreni'ni her zaman ki gene muhteşemdi. Bizde sizlerle töreninin bizim için en merak edilen kısmı olan kırmızı halıyı, kazananları ve törendeki eğlenceli ayrıntıları paylaşmak istedik. Önce işin en önemli kısmından yani kırmızı halıdan başlayalım. Hepsi birbirinden özel tasarımcıların hazırladığı kıyafetler ve mücevherler göz doldurdu. İlk olarak ele alacağımız isim tabi ki de  gecenin en öne çıkan ismi Jennifer Lawrence. Kendisi bu yıl Dior'un yüzü olma görevini üstlendiğinden katıldığı bütün ödül törenlerinde Dior giydi o yüzden Oscar'da ki tercihinin de Dior olması kaçınılmazdı. Raf Simmons'ın özel olarak hazırladığı kıyafetle Jennifer adeta bir prenses gibiydi. Aksesuar olaraksa pırlantalarla kaplı çok ince bir zincir kullandı ve kolyeyi alışılmışın aksine sırtına doğru bırakmıştı. Kullandığı bütün mücevherlerin Chopard olduğunu da söyleyelim. Ayakkabı olarak Brian Atwood'u çanta olaraksa Roger Vivier'i tercih etmiş kendisi. Jennifer Lawrence'ın Silver Linings Playbook ile en iyi kadın oyuncu Oscar'ını kazandığını ve ödülünü almak için sahneye çıkarken yere kapaklandığı detayını da unutmadan söyleyelim.



   Göz önünde olan diğer bir isimse tabi ki de Anne Hathawaydi. Bizi görüntüsüyle biraz hayal kırıklığına uğratsa da kırmızı halıda dediğine göre kendisi de ne giyeceği hakkında kararını verememiş aslında bir Valentino giyicekmiş ama törene gelmeden 3 saat önce bu Prada elbisede karar kılmış. Anne Hathaway'in yaşattığı hayal kırıklığının sebebiyse kıyafetin kötü olması değil tabi ki sadece ödül alacağı bu kadar belliyken ondan daha sofistike bir görüntü beklerdik. Ayrıca bu uçuk pembe Prada'nın gögüsleri elbisenin kendisinden daha fazla konuşuldu. Anne yakası kapalı olmasına rağmen Jennifer Lawrence gibi boynuna doğru uzanan bir kolye tercih etmiş. Aynı zamanda ödül töreninde Les Miserables kadrosuyla birlikte gerçekten müthiş bir showa imza attı. 


  Kendisi aday olmasa da Les Miserables ile adından söz ettiren ve güzelliğiyle göz kamaştıran Amanda Seyfried ise Alexander McQueen imzalı bir elbiseyle törene geldi. Söylediğine göre onun için özel olarak hazırlanan bu elbise onun ilk ve tek tercihiymiş başka hiçbir elbiseyi denemeden bu elbisede karar kılmış. Biraz daha detay verecek olursak takıları Lorraine Schwartz, ayakkabılarıysa Roger Vivier'ydi.


  En iyi kadın oyuncu kategorisinde aday olan Jessica Chastain ise törene ilk gelenler arasındaydı ve Armani Privé tuvaletiyle gerçekten büyüledi. Kızıl saçlarını ve ten rengini yakın pırıltılı elbisesini kırmızı rujuyla kombinleyen Jessica Chastain ödülü Jennifer Lawrence'a kaptırsa da moda dünyasından tam not aldı. Aynı  zaman da biz Jessica'nın küpelerine de bayıldık. Küpeleri Harry Winston, ayakkabılarıysa Christian Louboutindi.


   Diğer bir aday isimse Amy Adams idi. Oscar de la Renta tuvaletiyle tam anlamıyla ışıldıyordu ve nasıl Jennifer Lawrence için prenses benzetmesini yaptıysak aynı benzetle kesinlikle Amy Adams içinde geçerli. Uzun kuyruklu tuvaletini küpeleri ve bilekliğiyle tamamlayan Amy Adams'ın saçlarını da çok beğendik. Kendisi de ödülü Anne Hathaway'e kaptırmış olsa da kıyafeti ve güzelliğiyle ondan kat ve kat daha iyiydi.


  Geceye katılan ve giydikleriyle bizim için öne çıkan diğer isimlerse öncelikle Zoe Saldanaydı (bu arada kendisi Bradley Cooper'la birlikteydi ancak ikili törene ayrı ayrı katıldılar. Bradley'e annesi eşlik etti.) ki kendisi gerçekten cesur ve farklı bir kıyafetle geceye katıldı. Elbisesi Alexis Mabille, ayakkabıları Roger Vivier, çantasıysa Salvatore Ferregamo'ydu. Diğer bir isim Django filmde Django'nun bulmak için elinden geleni yaptığı ve sonunda özgürlüğüne kavuşturduğu karısını oynayan Kerry Washington'dı. Pembe ile turuncu arası bir Miu Miu tercih eden Kerry gerçekten çok güzeldi. Saçlarını yeni filmi için kısacık kestiren Charlize Steron'un da tercihi Dior'du.



  Aday olan diğer bir isin Naomi Watts'ın tercihi de Jessica Chastain gibi Armani Privé olmuş ve onunda ilk tercihi bu kıyafetmiş. Kendisi aday olmasa da eşinin filmi olan Argo'nun büyük başarısıyla gururlu olan Jennifer Garner'ın tercihi ise Gucci'den yana.



  Ödül veren isimlerden Nicole Kidman hem fiziğiyle hemde kıyafetiyle göz kamaştırdı. Kidman kıyafetinde L'Wren Scoot'ı tercih etmişti. Kristen Stewart'ın tercihi ise Reem Arca'ydı. (Ve kendisi kırmızı halıya koltuk değnekleriyle geldi ancak sakatlığının nedenini açıklamadı.) Reese Witherspoon ise baştan aşağı Louis Vuitton'du. Kıyafeti,ayakkabıları ve takıları için tek tercihi Louis Vuitton olmuştu. Sandro Bullock'un tercihi ise Elie Saab oldu.





  Erkeklere gelecek olursak bizim favorimiz tabi ki de Bradley Cooper ama törene katılan ve göze çarpan isimlerin hangi tasarımcıları tercih ettiklerini kısaca söyleyelim. Chris Evans,Ben Affleck ve Channing Tatum Gucci'yi, Daniel Radcliff Prada'yı, Bradley Cooper ve Hugh Jackman Tom Ford'u, Lincoln ile en iyi erkek oyuncu ödülünü alan Daniel Day Lewis ise Domenico Vacca'yı, Eddie Redmayne ise Burberry'i tercih etmişti.





VE TÖRENİN EN GÜZEL ANLARI 


Les Miserables'ın ekibi filmde söyledikleri şarkılardan bir kolaj oluşturarak gerçekten mükemmel birf show hazırlamışlar.


Charlize Theron ve Channing Tatum'da birlikte küçük bir dans gösterisi yaptılar.

GECENİN KAZANALARI !!





Read More

Share Tweet Pin It +1

0 Comments