Showing posts with label christian louboutin. Show all posts
Showing posts with label christian louboutin. Show all posts

In Cate Blanchett Charlotte Olympia christian louboutin Cinderella elie saab Jimmy Choo Lily James movie nicholas kirkwood Salvatore Ferragamo Stuart Wietzman

Cinderella Olmak


Bu cuma gösterime giren merakla beklediğimiz Cinderella filminden ilham alarak yazıyoruz yazımızı. Tabi biz filmin teknik yönüne değil moda yönünü ele alacağız. Cinderella filmindeki kostümlerden, gerçek hayatta ona benzer bir tarza nasıl bürünebileceğimizden, tabi ki "o" meşhur ayakkabıdan ve onu gerçek hayata uyarlayan tasarımlardan bahsedeceğiz.


İlk olarak filmde kullanılan kostümlere bakalım. Kıyafetler Oscar ödüllü kostüm tasarımcısı Sandy Powell tarafından hazırlanmış. Sandy Powell kötüleri giydirmenin yani bu filmde Cate Blanchet'ı giydirmenin iyileri giydirmekten kesinlikle daha kolay olduğunu söylüyor ve Cinderella'nın kostümlerini hazırlamanın en zorlu işlerden biri olduğunu ekliyor. Genel olarak 50'ler ve 60'lardan ilham alarak hazırlanan kostümlerde kötü kızkardeşler için genelde pembe ve sarı renkleri tercih eden Powell "dışarıdan saçma içeriden ise kötü olduklarını göstermek istedim" diyor.


Cinderella'nınsa ikonik mavi elbisesi dışındaki kıyafetleri için güzel başlayan ama solgun devam eden tasarımlar hazırladım diyor Powell. Cinderella'nın ikonik kıyafeti içinse onlarca mavi turkuvaz ve lavanta rengi ipek kumaştan yaratılmış. Cinderella'yı oynayan Lily James bu kıyafeti giydiğinden kendimi çok güçlü ama bir o kadarda korku dolu hisettim diyor. Ve son olarak ayakkabıya gelirsek Swarovski ile ortaklaşa hazırlanan camdan ayakkabı 90'lardan ilham alınarak yapılmış.



Bizim sizlere bu prenses görünümüne bürünebilmeniz için önerilerimiz ise maxi etekler ve pırıltılı üstler. Renk tavsiyemiz ise kesinlikle açık mavi ve pembe. Ama Cinderella'nın topukluları var diye illa ki görünümünüzü topukluyla bitirmenize gerek yok babetlerle de çok şık bir görünüm elde edebilirsiniz.

Son olarak da ikonik cam ayakkabının gerçek hayattaki benzerlerine gelelim. Filmden ilham alınakrak Jimmy Choo, Alexandre Birman, Salvatore Ferragamo, Charlotte Olympia, Nicholas Kirkwood, Stuart Weitzman, Paul Andrew ve Jerome Rousseau tarafından kapsül koleksiyonlar yaratıldı. Hepsi birbirinden güzel olan Cinderella ayakkabı ları arasında bizim favorimiz Jimmy Choo oldu. Şu küçük notu da yazalım filmin Cinderella'sı Lily Adams filmin Amerika'daki galasında 2012 yılında Christian louboutin tarafından tasarlanan Cinderella modelini giyerek hepimizi kendine hayran bıraktı hatta kırmızı halıda prenses Elie Saab elbisesinin altından ayakkabılarını göstererek poz verdi.






Read More

Share Tweet Pin It +1

0 Comments

In Beauté christian louboutin Collection Nails Nude Red

Christian Louboutin Beauté




Moda dünyasında kırmızı tabanlarıyla bir devrim yaratan ve günümüzde şık, elegan, kadınsı ve herkesin hayallerini süsleyen topuklularını yaratan Christian Louboutin, iş birliği sonucu tasarladığı ayakkabı dışındaki dizaynlarından sonra, ki en son Louis Vuitton Monogramın 25. yılı için Parizyen alışveriş çantası ve günlük çanta tasarlamıştı (bu özel koleksiyonla ilgili yazımıza da göz atabilirsiniz.), kendi markası için bir yeniliğe imza attı. Ayakkabıları kadar görkemli ve heykelsi bir oje koleksiyonuyla moda severleri büyüledi.


Louboutinin imzası haline gelmiş olan kırmızı tabanları ilk olarak 1992 yılında ayakkabı tabanlarının kırmızı oje ile boyanmasıyla başlanmasından dolayı bu koleksiyon ve o capcanlı kırmızı renk ojesi bize çok da yabancı gelmedi. Ama sadece kırmızıya rastlayacağınızı düşünmeyin, Louboutin'in bir diğer efsanesi Nude'dan da esintiler bulunmakta koleksyonda.


Louboutin Beauté serisi, markanın ikonik yüksek topuklularından ilham almış. Şişenin üst kısmı sivrilerek yükselmekte ve şaşaalı bir şekilde resmen bibloya dönüşmekte. Bu keskin oje şişelerinin tasarımcısı ise David Lynch. Daha kesin bir açıklama gelmemesine karşın koleksiyonun adının Beauté olmasından ve Christian Louboutin'in bir kadının en seksi görünümünü ruj ve ojeyle sağladığına inandığından, oje serisine ruj veya parfümün de ekleneceği konuşulmakta. Koleksiyon Amerikada 50 dolardan satışa çıkmış durumda. 30 farklı renk seçeneğiyle piyasa sürülen bu oje serisini Beymen Zorluda ve Louboutin mağazalarında muhteşem standında bulabilirsiniz.


Louboutin Beauté serisi daha açıklanmadan bütün dünyada özellikle tırnak sanatına meraklı olanlarda görülen Louboutin maniküründen de kısaca bahsedelim. Tırnağı parlak siyah ojeyle tamamen boyayıp tırnağın arkasını ise (ki sadece uzun tırnaklara uygulanabilecek bir yöntem) kıpkırmızı Louboutin rengine boyayıp bu akıma siz de katılabilirsiniz

Read More

Share Tweet Pin It +1

0 Comments

In bag christian louboutin Cindy Sherman Frank Gehry Icon Iconoclasts karl lagerfeld Louis Vouitton Luxury Marc Newman monogram Rei Kawakubo

MONOGRAM'IN ŞEREFİNE

1854'te Paris'te Place de Vendome'da ilk bavul koleksiyonunu görücüye çıkaran Louis Vuitton'un monogram efsanesinin bu yıl 140.yılı kutlanıyor. Monogramın 140.yılı şerefine, başkan yardımcısı Delphine Arnault ve artistik direktörü Nicolas Ghesquière 'in önderliğinde "Celebreting monogram" adlı bir proje ortaya çıkarıldı. Tasarım dünyasının 6 dev ismiyle beraber gerçekleştirilen bu projenin ismi "The Iconoclasts". Dünyanın en çok konuşulan ayakkabı markasının yaratıcısı Christian Louboutin, Chanel'in ve Fendi'nin efsanevi tasarımcısı Karl Lagerfeld, ünlü mimar Frank Gehry, performans sanatçısı Cindy Sherman, ürün tasarımcısı (Apple'ın yeni üyelerinden) Marc Newson ve son olarak Comme des Garçon'un tasarımcısı Rei Kawakubo'da oluşan bu ekip hepsi kendine özgü tarzlarıyla yeni bir monogram serisi yarattılar. Ama bu monogram serisinin sadece çantalardan oluştuğunu düşünürseniz yanılırsınız. Serinin içinde boks eldiveni ve kum torbasından çekçek arabasına kadar birçok değişik tasarım var. Hepsini yakından incelemeden önce size kısacık da olsa Monogram'ın hikayesini anlatalım.

 

Modernizmin imzası olarak kabul edilen Monogram, 1896'da Georges Vuitton'un babasının onuruna çizdiği desenlerden ortaya çıktı. Çiçek desenlerinden ve markanın baş harflerinden oluşan Monogram'ı yaratmak için Vuitton'un nereden ilham aldığıysa hala tartışma konusu bazıları neo-gotik taraftarıyken bir başka kesimde Japonya etkisi konusunda ısrarcı. Bu güne kadar deriden,satene ya da kot üzerinden birçok kumaşın üzerinde sergilendi Monogram. Louis Vuitton'un başına kuruluşundan bugüne birçok tasarımcı geçti, hepsinin kendine ait bir tarzı olsa da ortak tek bir noktaları vardı o da Monogram'dan vazgeçememeleri.


The Iconoclasts' geri dönecek olursak, proje ilk olarak 7 Kasım'da New York'ta görücüye çıkacak. Tasarımlar ve reklam çekimleri hazır olup internet sitesindeki yerini almış olsa da daha kimse tarafından yakından görülmüş değil.

İlk olarak Christian Louboutin'in tasarımlarıyla başlayalım. Bir çanta ve bir çekçek arabasından oluşan tasarımları ilk gördüğünüzde zaten kırmızının hakimiyetinden Louboutin'e ait olduğunu anlayacaksınız. Bu arada çekeçk arabası ne alaka demiş olabilirsiniz biz de dedik tabi ki ama Paris'te emin olun gerçek Parizyenlerin elinde bile çekçek arabasını görüceksiniz. (Tabi Louboutin tasarımı çekçek arabasında bir çift Louboutin yardımıyla araba sabitlenmekte). Biraz ilham kaynağından bahsedecek olursak, Louboutin'in ilham kaynağı 19. ve 20.yy başlarındaki Fransız sanat akımı olan "Les Nabis", Japon kültürü ve Parizyenlilik. (Çekçek arabasının hikayesi buradan gelmekte, Louboutin'in kendisi de marketlerde çok zaman geçirenlerdenmiş.) Son bir not düşecek olursak bizim bu tüm Iconoclasts koleksiyonun'daki favori parçalarımızdan biri Louboutin'in hazırladığı çanta. (Bu çantanın fiyatı ise 5.150 $)







Cindy Sherman'ın tasarımına geçecek olursak, kendisi bir performans sanatçısı olduğu için tüm stüdyosunu yanında taşıyabilmek adına sandıkımsı bir obje tasarlamış. Bu sandığı açtığınızda yeşilden sarıya doğru giden renklerde birçok bölme, klasik bir Louis Vuitton bavulu ve katlanmış küçük bir sandalye karşılıyor. Bunlara ek olarak da bir kamera çantası tasarlamış Sherman. Eğer ben de bu sandığa sahip olmak istiyorum derseniz özel istekte bulunmanız gerekecek, ama kamera çantasına belirli mağazalardan 4.300$ karşılığında sahip olabilirsiniz. Tabi bu çantaya sadece kamera  çantası demek haksızlık olur, bizce çok güzel bir messenger bag aynı zamanda.  


Bir diğer tasarımsa bizim diğer favorimiz. Bu yılın en büyük trendlerinden biri olan sırt çantasına farklı bir açıdan bakan tasarımcı Marc Newman bizce harikalar yaratmış. Diğer tasarımcıların aksine günlük yaşamda kullanılabilir bir parça yapmak için uğraş Newman. Tabi günlük yaşama Louis Vuitton şıklığı ekleyerek. İlham kaynağını açıklarken, insanların tüm bu ciddiyetinin sorgulatıp; gördüklerinde gülümsemelerini sağlayacak bir parça yapmak istediğini dile getiren Newman bizce hedefini tam 12'den vurmuş.


Ve gelelim Karl Lagerfeld'e. Belkide sizi en çok şaşırtacak tasarıma her zaman ki gibi yılların eskitemediği Karl Lagerfeld imza attı. Louis Vuitton'un Monogramı için bu kum torbası ve boks eldiveni tasarlayan Lagerfeld, bunların yanı sıra 3 farklı boyutta gene bokstan ilham aldığı çantalar tasarladı. Onun bu çantalarına ulaşmak içinse 3.500 ie 5.000 $'ı gözden çıkarmanız gerekmekte.  Lagerfeld'e yaptığı bu tasarımları anlatması istendiğindeyse Voltaire'den alıntılayarak şöyle bir açıklama yapıyor: " 'Açıklamaya yapmaya ihtiyaç duyulan hiçbir şey üzerine açıklama yapmaya değmez', benden ne dememi bekliyorsunuz ki."


Ama kısaca nelerden ilham aldığundan bahsedecek olursak, günümüzde birçok kişinin boksa ilgi duymaya başlamasından yola çıkmış Lagerfeld ve bu fikir çevresinde tasarımlarını oluşturmus. Aynı zamanda kum torbasını oturttuğu büyük dolabı bu işleviyle kullanmak istemeyenlere de şöyle bir tüyo veriyor : içindeki kum torbasını bi kenara atarsanız çok güzel bir giyinme dolabıyla karşı karşıya kalacaksınız.

 

Bir sonraki tasarımcı modern zamanın en iyi binalarını tasarladığı söylenen Frank Gehry. Louis Vuitton için yaptığı tasarımları da fazlasıyla modern. Ona ilk teklif gittiğinde, hadi bakalım en kolayından başlayalım demiş ve kendine göre bir handbag tasarlamış. Louis Vuitton yaptığı ilk tasarıma bayılmış ve Gehry'de bir hayli şaşırmış bu duruma. Benden hiç alışık olmadığım bir şey istediler diyen Gehry'nin çanta tasarımının içinde kendisinin çizdiği monogram desenler yer almakta. Eğlenceli bir tasarım ortaya koymak istediğini söyleyen Gehry kendini bu çantaya fazlasıyla yansıtmış bizce.



Son olarakta Comme des Garçon'u var eden isim olan Rei Kawakubo'nun tasarımından bahsedeceğiz. Kendisini tasarım aşamasından malesef ki pek fotoğrafımız yok ama nasıl birşey tasarlamak istediğini şöyle anlatmış Japon tasarımcı: Louis Vuitton her ne kadar eskiyi ve gelenekseli çağrıştırsa da ben her zaman yeniyi yaratmaktan hoşlandım ve bu projeye başladığımda da var olan limitlerde daha önce hiç yapılmamış bir şey tasarlamak. 








Read More

Share Tweet Pin It +1

0 Comments

In Champs Elysees christian louboutin Louis Vouitton Luxury paris Saint Honoré Shopping

Louboutin vs Louis Vuitton


Paris'te alışveriş denince aklımıza birçok yer gelebilir ama bizim için özel olan iki mağazadan sizlere bahsedelim istedik. Bunlardan biri tüm ihtişamıyla Champs Elysees'de kurulmuş olan Louis Vuitton mağazası bir diğeriyse Paris'in markalar sokağı olarak adlandırılan rue Saint Honoré'de bulunan Christian Louboutin. Bu mağazalar Paris'e gittiğinizde önlerinde uzun bir kuyruk dolayısıyla ister istemez gözünüze çarpacak olan yerler. Özellikle büyüklüğü ve ihtişamıyla dikkat çeken Louis Vuitton'un bu mağazasının önünden kuyruk pek eksilmemekte.


Önce rue Saint Honoré'de bulunun Louboutin mağazasından bahsedelim. 68 no'lu apartmanda bulunan bu mağazanın önünden Louboutin olduğunu anlamadan geçmeniz mümkün çünkü fazlasıyla sade bir dekoru bulunmakta, tabi ki dış dekordan bahsediyoruz içerisi çok ayrı bir dünya. Minik girişli bu mağazayı fark etmenize yarayacak şeyse önündeki kuyruğu. Sokakta bulunan diğer mağazalara göre çok daha küçük olan Christian Louboutin mağazasında yoğunluk olmaması için içeriye sayılı müsteri alınmakta. ( içeriye sadece elemanların ilginebiliceği kadar kişi alınmakta ki bu da 20 bilemediniz 25 kişi demek. )


Mağazanın içinden bahsedecek olursak, dışarıdan Louboutin çılgınlığını hiç yansıtmasa da içeresi tam anlamıyla bir cümbüş. 2 ayrı katta oluşan mağaza ayrı ayrı bölümlerden oluşmakta. Sneakerslar için, kalsik modeller için, yeni sezon için ve bunları kim nasıl giyer diyeceğiniz modeller için ayrı odalar bulunmakta. Hatta mağazada küçük de olsa bir Bridal köşesi de yer almakta. ( Tabi Bombay/Hindistan'daki gibi devasa bir Bridal Louboutin'den sonra buradaki köşe gerçekten de fazlasıyla küçük kalmakta. ) Tabi ki de kırmızının yoğunlukta olduğu mağazada resimlerde de gördüğünüz gibi rengarenk koltuklar bulunmakta.


Biraz fiyatlardan bahsedecek olursak, mağazanın sizi cezbedecek yanlarından biri fiyatların düşüklüğü değil malesef. Gene de Türkiye'dekine oranla fiyatların biraz daha düşük olduğunu söyleyebiliriz. Ama mağazada burada göremeyeceğiniz birçok modele rastlayabileceğinizin ve istediğiniz her modelde de numaraya ulaşabileceğinizin teminatını size verebiliriz. Aynı zamanda sergilenen ayakkabılar arasında kendi aradığınız modele rastlayamazsanız, mağazadakiler size her türlü yardımı sunmakta. (ya depolarından ya da Saint Michel'deki diğer mağazadan size istediğiniz modeli buluyolar, birebir şahitliğimiz bulunmakta.)

Küçük bir not olarak Angelina Jolie'nin Malefiz filminden ilham alarak marka için tasarladığı Malangeli modeline de mağazadan ulaşabilirsiniz. 


Louis Vuitton'a geçecek olursak, üst katları el yapımı ve özel tasarımlar için atölye olarak kullanılan en büyük Louis Vuitton mağazalarından biri olan Champs Elysees'de 70 no'lu mağaza her önünden geçtiğimizde turist istilasında altndaydı. Söylenene göre mağazayı günde ortalama 10.000 kişi ziyaret etmekte. Louboutin'in iç tasarımının şağşağsından bahsettiysek, Louis Vuitton'un ise dışındaki hareketlilikten bahsetmemiz gerekecek. Özellikle her sezona özgü ayrı bir konseptle hazırlanan vitrinler mağazanın en ilgi çekici yanlarından biri. İçeriye girdiğinizdeyse müthiş bir düzen ve sadelikle karşı karşıya kalıyorsunuz.


 Mağazada aklınıza hangi Louis Vuitton modeli geliyorsa bulmanız mümkün, yeni sezon, limited edition modeller ya da klasikler hepsi ayrı bölümlerde bu mağazada sergilenmekte. Hem erkek hem kadın olarak ayrılan mağazada erkeklere ayrılan bölümler hayli fazla. Fiyatlar açısından Louboutin için söylediklerimizi tekrarlamamız gerekecek. Çok büyük bir fiyat farkı olmasa da eğer aradığınız özel bir LV modeli varsa ve yakın zamanda Paris'te olucaksanız kesinlikle alışverişinizi buradan yapmanızı öneririz. ( aynı zamanda aldığınız ürünü kendi adınıza özelleştirmek isterseniz bu mağaza aynı gün içerisinde size bu hizmeti de vermekte.)



Read More

Share Tweet Pin It +1

0 Comments

In blake lively chanel christian louboutin fashion gossip girl Gucci red carpet serena van der woodsen style

ALTIN KIZ BLAKE LIVELY

SERENA'DAN BLAKE'E


2007-2012 yıllarında hayranlıkla özenerek izlediğimiz bizce en iyi gençlik dizisi Gossip Girl'ün altın kızı Blake Lively bugün en çok konuşulan Hollywood ünlülerinden biri. 20 yaşındayken Gossip Girl'ün popüler güzel sarışın Serena van der Woodsen'ı olarak hayatımıza giren Blake bugün de muhteşem giyim zevki ve çok konuşulan özel yaşamıyla gündemde yerini koruyor.


Blake'in Gossip Girl'deki halinden biraz daha bahsedecek olursak, moda bakımından Serena, Blair'ın biraz daha gerisinde kaldı diye biliriz. Gerisinde kaldı derken sofistikelik ve şağşağdan bahsediyoruz tabi ki. Blair'a göre Serena'nın tarzı biraz daha sadeydi ve bu yüzden Blair daha ön plandaydı. Serena'yla Blake tarzlarını karşılaştırmak istersek de birbirleine çok benzediklerini söyleyebiliriz. İkisi de sadelikten ama kaliteden yana. Giydiklerini kendine yakıştırmak ama giyerken de riskten uzak ve güzelliğinden emin oldukları parçaları seçmek ikisinin de tarzını belirleyen önemli etkenler oldu.





Gossip Girl'ün geçen yıl bitmesinden sonra ilk olarak karşımıza Gucci Premiere parfümünün yüzü olarak çıktı. Altın sarısı dapdar elbisesiyle Gossip Girldeki genç kişiliğinden seksi bir bayana dönüştüğünü kanıtladı. Reklam filmini izlemek için aşağıdaki linki tıklayabilirsiniz.
http://www.youtube.com/watch?v=NzV3GRtwftQ



Karl Lagerfeld'in büyük ilgi duyduğu Blake Lively, 2011 yılında Chanel Mademoiselle'in kampanya yüzü oldu. Reklam kampanyasının fotoğrafları Karl Lagerfeld imzası taşıyordu.

Dizide güzelliği ve havasıyla peşinde bir çok erkeği koşturan Blake özel yaşamında da bu özelliği taşıyor ki günümüzün en yakışıklı erkekleri arasında sayılan Ryan Reynolds'la geçen yıl hayatlarını birleştirdi. Özel hayatını biraz daha açacak olursak dizideki aşkı ve en son bölümde eşi olan Penn Badgley ile 3 yıl beraberlik yaşadı. Daha sonra ise muhteşem yakışıklı bekar Leonardo diCaprio ile 5 aylık bir ilişkisi oldu.




Karl ve Christian'a Blake dendiği zaman ikisinin de diyeceği çok şey olduğunu biliyoruz. Moda dünyasında gerçekten de fırtınalar estiren Blake, boş zamanlarında Christian Louboutin ile alışveriş yapmakta. Christian da onun adına bir ayakkabı bile tasarladı ve sınırlı sayıda üreterek piyasaya sürdü. Karl ise geçtiğimiz yıllarda gittiği birçok organizasyonda Blake'i yanından ayırmadı. Daha sonra da Chanel'in yüzü olarak kendisini seçti.


Blake'in kırmızı halı tarzıysa imrenilecek güzellikte. Katıldığı her kırmızı halı etkinliğinde tüm dikkatleri kendi üzerine seçen Blake, yaptığı bu seçimleri kendi başına verdiğini söylüyor, herhangi bir profesyonelden yardım almıyormuş kendisi. Tabi karar vermeden önce alışveriş arkadaşı Christian Louboutin ve ilham perisi olduğu Karl Lagerfeld'in fikirlerini alıyordur bizce.






Read More

Share Tweet Pin It +1

0 Comments

In blair waldorf christian louboutin Dior elie saab fashion gossip girl leighton meester Louis Vouitton marchesa moschino oscar de la renta roger vivier vera wang

BLAIR WALDORF OLMAK


EN MODA QUEEN B 
 
  Moda ve televizyon denince akla ilk gelen dizi tabi ki de Gossip Girl ve diziye giydikleriyle damgasını vuran karakterlerden biri de Blair Waldorf. İlk sezonda saç bantlarıyla kendine özgü stilini ortaya çıkaran Blair bu sezonda genellikle üniformalıydı. Lise yılları bittikten sonraysa Blair kendi tarzını devam ettirip kimsenin cesaret edemeyeceği renkleri kombinledi ama saç bantlarından vazgeçmedi. Renkli kıyafetlerinin yanındaysa büyük balolarda ve tabi ki mezuniyetinde daha ağır başlı renklerden yanaydı. Tercihleri genellikle ya siyah ya da pudra renkleri oldu.

 

  Queen B'nin stilinin diğer bir özelliğiyse etekleri ve elbiseleriydi, diğer karakterlerin hepsini pantalonlarla ya da şortlarla görürken Blair için bunlar çok az tercih edildi o hiç bir zaman bacaklarını göstermekten vazgeçmedi. Bunun yanında Blair deyince aklımıza gelen diğer bir şeyse renk renk paltoları. Neredeyse her çeşit paltoyla gördük onu pançoyla, pardesüyle ya da kaşmir kabanlarla. Blair'ı bunlarla anlatmak biraz fazla özet olsa da onun tarzını bütünüyle incelememiz burada mümkün olmadığından ana hatlarıyla bir şeyler verdikten sonra Blair'ın aklımza kazınan kıyafetlerini ve bunları nereden bulduklarını söyleyelim dedik. Ama önce Blair ve modayı daha da göz önüne çıkaran son sezondaki Marc by Marc Jacobs misali Waldorf Design'ın alt markası olarak B by Waldorf Design'dan bahsedelim. 5.sezonun başında annesi Waldorf Design'ı kızına bırakmıştı ama Blair'ın ilk çıkışı istediği gibi olmadı hatta tam anlamıyla bir fiyaskoydu tam pes etmek üzereyken de Constance lisesindeki yılları ve nasıl trendsetter olduğu düşüncesiyle aydınlandı ve onlardan ilham alarak B by Waldorf Design'ı yarattı ve bu markayla tam anlamıyla bir patlama yaşattı. Tabi ki tüm bunları yaparken en yakın arkadaşı Serena onun yanındaydı. Bu arada bu muhteşem Blair'ı yaratanın Eric Daman olduğunu söyleyelim. Sex and The City'de ki Patricia Field kadar olmasa da onun da adı diziyle birlikte inanılmaz büyüdü. 6. sezon boyunca da dizinin her karesinde ve her karakterinde onun emeği vardı. Tüm karakterlerin stilleri onunla birlikte büyüdü ve değişti.
  Gelelim inanılmaz Blair görünümlerine. Biz kendimize göre Blair'ın en iyi 15 görünümünü sıraladık. Tüm kombinelerin resimlerini altta görebilirsiniz numaraları da üstünde yazılı olacak.



  1.  Belki çoğunuz Blair'ın gelinliklerinden birini ya da sevgiller gününde giydiği Marchesayı  birinci sarıya koymuş olabilirsiniz ama bizim için en güzel ve en anlamlı görünüm Blair'ın Chuck'ı New York'a dönmeye ikna etmek için güzelim kırmızı Valentino, pembe topuklusu ve çantasıyla Paris Saint Lazarre garına koştuğu anki görüntü. Gerçek Chuck görünümden çok uzak Chuck'a (herhaliyle çok yakışıklı ama) koştuktan sonra  Blair'in gardaki buluşması ve onun Chuck'ı iknası gerçekten inanılmazdı.
  2.  Her na kadar hepimizin onayladığı evlilik Blair'ın ikinci evliliği olsa da ilk evliliğinde giydiği Vera Wang gerçekten göz kamaştırıcıydı. Hatta gelinliğin hazırlanması esnasında Vera Wang bizzat Blair'ın kendisiyle ilgilenip 2-3 dakika da olsa Gossip Girl'de gözüktü.
  3.  Blair'ın inanılmaz mezuniyet görüntüsü tabi ki de Marchesa'dandi. Siyah üzerine barok desen işlenen kabarık elbiseyle gerçek anlamda bir kraliçeydi tabi kolundaki aksesuarı da unutmamak gerek aksesuar derken Nate'den bahsetmekteyiz.
  4. Eric Daman bu elbiseyi anlatırken modern zamanların Marie Antoinette'i demiş. Bahsettiğimiz görünüm Blair'in sosyeteye takdim balosunda giydiği omzunda kocaman bir fiyonk olan beyaz ipek elbisesi.
  5.  Alexis Mabille Fall Couture 2010'daki elbiselerinden belki de en güzeli. Lise yıllarını anmak için gittikleri Constance'taki partiye giderken giymişti bu elbiseyi Blair. Tabi o gece partide müstakbel prens eşini beklemektense Chuckla birlikte tanımadıkları birinin bar mitzva töreninde gönüllerince eğlenmeyi seçti ve bu bölüm Chuck-Blair anlarının en iyilerinde biriydi.
  6. Moschino Cheap & Chic Bluz ve Carlos Miele eteğiyle Blair 5.sezonda nedimelerini seçerken giydiği kıyafeti gerçekten çok güzeldi. Nedime adayları yarıştayken Blair da kıyafeti, kafasındaki şapkasıyla ve düdüğüyle emirler dağıtmaktaydı.
  7.  Blair'ın ikinci gelinliğini biraz geriye attık belki ama o kadar güzel elbiseler arasında malesef bizim için 7.liğe kaldı. Ama Elie Saab dememiz elbisenin ağırlığı için yeterli herhalde. Bu yıl her ne kadar Hollywood'da pembe gelinlik modası olsa da Blair tercihini maviden yana kullandı ve saç bandını kafasından eksik etmedi ve bu görüntüsüyle tam bir peri kızıydı.
  8. Dior'un turuncu ve muhteşem işlemeli elbisesi. Serena'nın Blair'a prenses olmaya adım atarken  Breakfast at Tiffany konsepti ile hazırladığı bekarlığa veda partisine geldiği kıyafetten bahsediyoruz tabi ki.
  9. Blair'ın Chuck'a hamile olduğunu söylediği bölüm hepimiz için çok üzücüydü evet ama Blair bu üzgün gününde bile şıklığından ödün vermedi ve Marc Jacobs'a saygısını göstererek Louis Vuitton'un 2010 tasarımlarından mini mavi-siyah bir elbiseyle karşımızdaydı. Saçlarıysa her zamanki Blair'dan farklı olarak elbisenin havasına girmiş ve kıvır kıvır olmuştu.
  10. Blairla paltoları özleştirdikten sonra bir tane de paltolu görünümü tabi ki de listeye almalıydık. Bu anında moda için olduğu kadar dizi içinde özel olmasına dikkat ettik. Bizim seçtiğimiz Chuck'ın Blair'a ilk defa seni seviyorum dediği andı. Chuck Avrupayı dolaşırken Blair için aldığı özel hediyeleri tek tek anlatırken Blair yeşil paltosuna gri çorap ve sarı topuklularla gerçekten çok şıktı.
  11. Zac Posen elbiseyi gündelik bir kıyafet olarak giymek ancak Blair'a yakışırdı herhalde ve gerçekten özel bir haki Zac Posen elbiseyle sokaklarda dolaşırken fazlasıyla şıktı.
  12. Moda deyince Victoria Beckham demeden olmaz sert çizgileri olan Victoria elbiselerini Blair'ın üzerinde de gördük. Son iki yılda ortalığı kasıp kavuran peplum modası Blair'ı da sardı ve borda peplum kokteyl elbiseyle gerçekten muhteşemdi.
  13. Blair'ın katıldığı onca parti arasında Oscar de la Renta giymemiş olması imkansız. Doğadan esinlenerek hazırladığı bu elbisede beyaz üzerine yeşil küçük yapraklar bulunmakta.
  14. 4.sezon başlarken Blair ve Serana'nın ilk Paris görüntüsünde bazılarına göre çok karışmış ama bizce gayet güzel kombinlenmiş parçalarla (Moschino parçalar), şapkası ve Louboutin sandaletleriyle farklı ama tam da Blairlık bir görünümdü.
  15. Lace Sheer Kokteyl elbisesi ve ayaklarındaysa tabi ki de Roger Vivier.





















Read More

Share Tweet Pin It +1

0 Comments